Erzurum sevdasi

29/8/2007 - ERZURUM COĞRAFYASI

 

 

 

 

COĞRAFİ YAPI

LOKASYON:
İki coğrafi bölgede toprakları buluna Erzurum İlinin arazi büyüklüğü, yaklaşık 25.066 km² kadar tutar. Bu toprakların kuzey kesimi yani İspir, Narman, Oltu, Olur, Pazaryolu, Tortum ve Uzundere İlçelerinin toprakları, Karadeniz Bölgesinin Doğu Karadeniz sınırları içinde kalmaktadır. Ancak bu kesim, İl topraklarının yaklaşık % 30’ luk bir payını oluşturur. Geriye kalan % 70 gibi önemli bir pay, Doğu Anadolu Bölgesi dahilinde yer alır. İl, arazi büyüklüğü bakımından, sırayla Konya, Sivas ve Ankara İllerinden sonra, Türkiye’ nin 4. büyük ili konumundadır. 

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ:
Erzurum İli, genel olarak yüksek arazilerden oluşur. Örneğin platoların deniz düzeyine göre yükseklikleri 2000 m’ yi bulur, bunların üstünde yer alan dağların yükseklikleri ise, 3000 m. ve daha yüksektir. Platolar ve dağlar arasında, yükseklikleri yaklaşık 1500 ila 1800 metrelere ulaşan depresyon ovalarıyla oluklar yerleşmiştir. Karasu-Aras Dağlarının bazı dağ kütleleri, Erzurum İli arazisini güneyde engebelendirmiştir. Bunların en önemlileri, Erzurum kenti ve Erzurum ovası (825 Km²) güneyinde yer almakta olan Palandöken Dağları (Büyük Ejder 3176 m.) ve Pasinler Ovası (540 km²) güneyinde yer alan Şahveled Dağları (Çakmak Dağı 3063 m.) olup, Bingöl Dağlarının kuzey yarısı da yine Erzurum İli sınırları içinde kalmaktadır.
İl topraklarını kuzeyden engebelendirmiş olan dağlarsa, Kuzey Anadolu Dağlarının ikinci sırasına bağlı yükseltilerdir. Bunların başlıcaları, İspir ve Erzurum arasında yer alan Mescit Dağları (en yüksek nokta 3239 m.), onların doğusundaki Kargapazarı Dağları (Dumlu Dağı 3169 m.) ve bir kısmı Kars ili sınırları içinde kalan Allahuekber dağlarıdır. Söz konusu edilen bu kuzey ve güneydeki dağların arasına, iki önemli depresyon ovası yerleşmiştir. Bunlar Erzurum Kentinin de kenarında kurulmuş olduğu Erzurum ovası ve Hasankale ovası olup, her iki ovayı birbirinden, 2030 m. yükseklikteki Deveboynu beli ayırır. Bunlardan Erzurum ovasının en alçak kesimi 1850 m, Hasankale ovasınınki ise, 1650 m. kadardır. Aslında bunlar birer ova özelliği gösterirler.

İKLİM ÖZELLİKLERİ:
İl arazisinin büyük çoğunluğunda, karasal iklim özellikleri egemendir. Kışlar uzun ve sert, yazlar kısa ve sıcak geçer. İl topraklarının kuzey kesimlerinde, yüksekliği yaklaşık 1000 ila 1500 metrelere inen vadi içleriyle çukur sahalarda iklim, büyük ölçüde sertliğini yitirir. Erzurum il merkezindeki meteoroloji istasyonunda 1929’ dan bu yana gözlem yapılmaktadır. Yaklaşık 70 yılı bulan gözlem sonuçlarına göre, ilde en soğuk ay ortalaması, -8.6 C, en sıcak ay ortalaması 19.6 C, en düşük sıcaklık -35 C ve en yüksek sıcaklık ise, 35 C olarak ölçülmüştür. Yıllık yağış tutarı 453 mmm. kadardır. En az yağış kış devresinde düşer. Bu devrenin yağışları kar biçiminde olup, kar yağışlı gün sayısı 50 ve kar örtüsünün yerde kalış süresi ise 114 gün kadardır. En yağışlı devre ilkbahar ve yaz mevsimleridir.

DOĞAL BİTKİ ÖRTÜSÜ:
İl arazisinde egemen doğal bitki örtüsü, step formasyonudur. Orman örtüsü, pek yaygın değildir. Bu örtünün alt sınırı, 1900-2000 metrelerde başlamakta ve üst sınır, 2400 metrelerde son bulmaktadır. Başlıca orman örtüsü alanları, Oltu, Olur ve Şenkaya ilçelerindeki sarıçam ve meşe ormanlarıyla, Erzincan-Aşkale sınırlarında rastlanan meşe ormanlarıdır. İl arazisinin % 60’ tan biraz fazlası steplerle kaplıdır. Bu doğal bitki örtüsü, yer yer keven topluluklarıyla verimsiz hale gelse de, geniş alanlarda mera hayvancılığına uygun verimli çayırlıklar durumundadır.

AKARSULAR:
İl topraklarının doğu yarısı, Hazarakaçlama Havzası içinde kalır. Bu kesimin sularını, Aras Irmağı toplar. Batı kesimi ise, Basra Körfezi akaçlama alanında, kuzey kesimi de Karadeniz akaçlama havzasında kalır. Batı kesimi sularını Karasu, kuzey kesimininkini ise, Tortum ve Oltu çaylarının birleşmesiyle oluşan Çoruh ırmağı toplar.

GÖLLER:
İlde doğal göller azdır. Yapay göller ise, yeni yeni oluşmaktadır. İlin en önemli doğal gölü, Tortum çayı üzerinde oluşmuş, bir heyelan-sed gölü olan, Tortum gölüdür. Aslında bu göl, yönetim olarak, 1997’ de ilçe merkezi yapılan Uzundere ilçesi yönetim sınırları içinde kalır. Alanı yaklaşık 8 km² kadar olan bu göl, kuzey batıda yer alan Kemerli dağından heyelan yoluyla kayan kütlelerin, Tortum çayının yatağını tıkaması yoluyla oluşmuştur. Bu nedenle çayın eski yatağı değişmiş ve önünde yüksekliği 48 metreyi bulan ünlü doğa harikası Tortum (Uzundere) Çağlayanı oluşmuştur. Gölün suları, 1963 yılında faaliyete geçen ve 1 km kadar kuzeydeki alçak bir boğazda kurulmuş olan Tortum santralını çalıştırmaktadır. Fazla sular ise, serbest akışa bırakılarak, Tortum çağlayanını oluşturmaktadır. Yapay göller arasında Serçeme çayı üzerinde yer alan Kuzgun barajı (10.3 km²), Lezgi suyu üzerindeki Palandöken Göleti (22 km²), Aras ırmağı üzerinde Söylemez barajı (14.2 km²) başlıcaları olarak burada hatırlanabilirler.

NÜFUS:

Erzurum, arazi büyüklüğüne koşut bir nüfus barındırmaz. Gerçi 1927’ de 270.400 dolayında olan il nüfusu, 2000 yılı itibariyle, 942.300’ e ulaşmıştı. Demekki, 73 yıllık teorik artış, 3.5 katı dolayında gerçekleşmişti. Ancak, bu süre içinde Türkiye nüfusunun beş kat dolayında arttığı hatırlanırsa, il nüfusunun yavaş artmakta olduğu anlaşılır. Bu durum ilin nüfus yoğunluklarına da yansımıştır. Örneğin, 1927’ de km² başına 10.8 kişi düşerken (Türkiye 16.7), 2000 yılında bu yoğunluk 37.6’ ya çıkabilmişti (Türkiye 79.8 idi). İl nüfusunun az oluşu, nüfus artış hızının düşük olmasıyla ilgili değildir. Aksine, gerek ilde ve gerekse Doğu Anadolu’ da doğal nüfus artış hızı, Türkiye ortalamasının (2000’ de % 1.5) çok üstündedir (1950’ de % 3, 2000’ de % 2.6 kadardı). Artışın çok yavaş cereyan etmesinde esas rolü, ilden göçler oynamaktadır. Gerçekten de, 1950-2000 devresinde ilden ayrılarak başka ilde oturan nüfus, yaklaşık 490.000’ i bulmuştu. İl dahilinde en büyük kent, Erzurum’ dur. Kentin nüfusu, 1927’ de 30.800 iken, ilk kez 1965’ de 100.000’ i aşmıştı (105.300 kadar). Giderek büyüyen nüfus, 1980’ de 200.7 bin, 1997’ de 298.7 bin ve 2000’ de ise 367.000 dolayına yükselmişti.

 

 

   

DOĞAL VE TURİSTİK MEKANLAR

Çermikler (Hasankale Kaplıcaları)

Pasinler Kalesinin güneyinde Hasankale çayının iki yanında birbirlerinden yaklaşık 50 m uzaklıkta yanyana iki ılıca bulunmaktadır Güneyindekine "Büyük Çermik" kuzeydekine "Küçük Çermik" denilmektedir.

Büyük Çermik

Kitabesine göre 1565 yılında Dulkadiroğullarından Şah Bey tarafından yaptırılmış olan yapının içinde şifalı soğuk su kaynağı bulunmakta olup üzeri 14.50 m çapında bir kubbeyle örtülüdür. 1749 yılında Sultan 1. Murad tarafından onartılarak eklemeler yapılmıştır.

Küçük Çermik

Büyük Çermik' in 50 m. kadar kuzeyinde Hasankale çayının diğer kıyısındadır. Ortasındaki 1.5 m. derinlikteki havuzu örten 8 m. boyutlarında kubbeli bir mekân bulunmaktadır. Küçük Çermik' i Şah Bey' in kardeşi Mirza Ali’ nin yaptırdığı kabul edilmektedir.

Ilıca Kaplıcaları

Selçuklular tarafından yaptırılan kaplıca, 1965 yılında İller Bankası tararından tekrar inşa edilmiş, banyo kısımları ve havuz önlerine hamam eklenmiştir.

Müze

1942 yılında Çifte Minareli Medrese' de faaliyete geçen Erzurum Müzesi, 1967 yılında yeni binasına taşınmıştır. Bugüne kadar çeşitli yollarla çevreden toplanan arkeolojik ve etnoğrafik eserlerle oluşturulmuştur.
Arkeolojik eserlerin çoğunu Karaz, Pulur ve Güzelova buluntuları teşkil eder. Burada Taş Çağı aletleri. Tunç çağı çanak çömlekleri, kutsal ocakları, bahalar, Urartu kapları, madeni levhalar ve Klasik, Roma, Bizans çağlarına ait küçük buluntular yer alır.
Etnoğrafik eserler salonunda, değerli altın, gümüş eserler, kemerler, başlıklar, yüzükler, bilezikler, giyim eşyaları, yazma kitaplar, sikkeler vb. görmek mümkündür.

Palandöken Kayak Tesisleri

Uluslararası Kayak Federasyonunca dünyanın ikinci büyük kayak merkezi olarak nitelendirilen Palandöken dağındaki 6.5 km.'lik profesyonel kayak merkezi yılın 180 günü (Kasım' dan Haziran' a kadar) kayak yapma imkânı tanımaktadır.
İlk olarak Kiremitlik mevkiindeki bir salon, bir atlama trampleni, küçük bir de kayak eviyle faaliyete geçen kayak tesisleri, zamanla bu ihtiyaca cevap veremeyince pist ve tesisler Hınıs boğazına doğru genişletilmiştir
.

Tortum Şelâlesi

Bu doğu harikası, Erzurum ilinin 103 km. kuzeyinde, Tortum gülünün kuzey kenarındadır. Çağlayan da dahil, bu çevrede çok yüksek bir su sporları (rafting) ve dağ sporları (kamping) turizmi potansiyeli vardır. 48.5 m. den dökülen çağlayanın heybeti, görkemli bir doğa manzarası sergilemekledir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2008-08-15 13:48:29 - Hasankale Kaplıcaları

Yazan:
Duyduk ki Hasankale de şifalı sular varmış, kaplıcalar varmış, gidelim yararlanalım dedik. Erzurum dan 45 km sonra Hasankale Kaplıcalarına vardık. Karasu nun sağında ve solunda iki kaplıca binası. Ön-sol tarafta erkeklere, arka sağ taraftaki bayanlara.
Kaplıcanın girişi bakımlı temiz idi , mermerlerle döşenmişti. Giriş için 2 YTL de sembolik idi. Hatta giriş için kuyruk bekledik. Buda güzeldi. Demek ki rağbet vardı. Girişteki görevliden soyunma kabini sorduğumuzda görevli yüzümüze anlamsız anlamsız baktığında soyunma kabini olmadığını anladık. Ulu orta soyunarak bize gösterilen kabinlere elbiselerimizi koyduk. Terlik kıtlığı olmalı ki görevliden 2. defa terlik istediğimizde bize verilen yırtık kirli terlikleri ayağımıza geçirdik. İçeri geçtiğimizde bizi şok eden ilk görüntü eşik idi. Nasıl tarif edilir bilemiyorum ama kahverengi bir yükselti, çamur desen değil. Toprak hiç değil. Ayağımızı içeri attık aynı kahverengimsi pis bir görüntü içeride devam etmekteydi. Bir iki parmak kalınlığında kalkerimsi tabaka o güzelim mermer zemini kaplamış. Sürekli su akan yerlerden alttaki beyaz mermer görünüyor, böylece altı kısmın mermer kaplı olduğunu anlıyorsunuz. Bizi şok eden görüntüler içerde devam ediyordu. Biz duş alma kabini ararken karşımıza tıraş olan bir beyefendi çıktı. Bir elinde ayna yüzünü sabunlamış. Tıraş oluyor. Hemen onun yanında başka birisi çocuğunu almış ha bire sabunla çocuğunu yıkıyor. Az ötede başka birisi koltuk altını tıraşlıyor. Midem bulandı. Ayaklarım geri geri gidiyor. Ama taaa buralara gelmişiz , şu suyu bir görelim fikri galip geldi , sol tarafta duş kabinine benzer bir yer gördük. İçine girdik. Ne kabinde ne kapı nede bir örtü…. Yavaş yavaş alışmıştım.Öyle ya ne gereği vardı ki perdeye falan. Açtık suyu , terimizi akıttık, çıktık.Utandık. Biz herkes gibi uluorta yıkanmazdık ki.
Sol taraftan havuzun girişine geldik. Girişte ayaklarımızı dezenfekte etmek istedik. Ama nafile aramışım. Hani girişe dezenfektan koyarlar ki ayaktaki bakteriyolojik kalıntıları yok etsin. Mesela ayakta mantar falan varsa o suda yok olsun. Bu bakteriler havuza taşınmasın .Bu kaplıcanın suyu bakterileri yok ettiği için böyle bir ihtiyaç duyulmamış.
Havuz oldukça küçük idi. Gidenler bilir. Suya baktım. Boza rengindeydi.Her halde bu suyun özelliği böyledir diye düşündüm Maşallah epey de kalabalık idi.Nerdeyse dikilecek yer yoktu. Sağ olsun Hasankale li hemşerilerim hemen sağa sola yaylandılar, bana dikilecek yer
açtılar.Suyun niteliklerini hatırlayamıyorum. Sıcak mıydı, soğuk muydu.Beni nasıl etkiledi. Yaşadığım olumsuzluklardan olacak hafızamdan silinmiş.azıcık dikildim havuzun içinde o esnada kafamın üzerinden bir karartı geçti. Havuzun ortasında bir gümbürtü. Durumu hemen kavradım. Bir genç havuza atlamıştı. Ben aval aval bakarken hemen karşıdan başka bir genç bu dalışa karşı dalışla cevap verdi. Ben bu gençlerin karşı duvara kafalarını çarpmalarından boşuna korkmuşum çünkü gençler mahir dalıcılardı ve alışkındılar . Hemen su yüzüne çıkıyorlardı. Başka bir yerden başka bir genç karşı kıyıya geçmek için yüzmeye başladı. Oda usta bir yüzücü idi. Çünkü yaptığı her hamlede 2 metre yükseğe su sıçratabiliyordu. Bu sular başkalarını rahatsız etmesi hiçte umurunda değildi.Artık sabrım taşmıştı. Yüksen bir ses tonuyla: Beyler..Lütfen ! . diye bağırdım. Nedir bu yüzme havuzumu kaplıca havuzu mu diyemedim. Bir anda bütün bakışlar bana döndü. Kimdir bu… nerden gelmiş… ne demek istiyor… Ne ukala birisi manasına gelen bakışlar. Azıcık daha durdum . Baktım ki aynı hareketler devam ediyor. Yerel yöneticilere kızdım. Yapın bu gençlere bi yüzme havuzuda çocuklar burayı yüzme havuzuna çevirmesinler. Öyle ya burası kaplıca mı yüzme havuzu mu.
Baktım ki olmayacak hemen havuzdan çıktım.Çıkışta havlu ikram ettiler. Havlulara bir baktım. Kullanılmış idiler.Görevliye : Kardeş kullanılmamış havlu yok mu? Diye sordum. Adam acayip acayip yüzüme baktı. Ve o ana kadarki bütün olayların özetini yapan cümleyi söyledi.: NE DİRSEN GARDAŞ ŞİMDİ SEHEN SIFIR HAVLU MU VEREK. Ben ne diyeceğimi şaşırdım. Sessizce valizimden havlumu aldım kurulandım. Kerevete oturdum. Dinleneyim dedim. Bir görevli kerevetin üzerindeki örtüleri düzeltiyor, bir yandan da söyleniyordu: Biz bu millete oturmayı öğretemedik ki.( örtüler oturulmadan ötürü aşağı kaymışlardı. Görevlide bunları düzeltiyordu.) Düşünmedim artık. Bana diyordu. Adam gibi oturmamış olacaktım.Onu da oraya millete oturma dersleri versin diye görevlendirmiş olmalılar. Adam görevini yapıyordu.Toplam 10 dakika süren kaplıca ziyaretimden epey anım olmuştu. Hemen valizi mi alarak dışarı çıktım
Köprünün üzerine çıkıp suya bakayım dedim. Artık oradaki rezaleti yazmayayım.
Amacım Hasankale yi kötülemek değil. Sadece Sayın kaymakamın, sayın Belediye Başkanının oraya bir uğramalarını sağlamak ve oradaki bu rezaletleri görmelerini sağlamak. Gördüğüm kadarı ile o kaplıcalar Hasankale için bir altın madeni değerinde. Bu altın madenini çalıştıracak Hasankale li yöneticiler mutlaka vardır.
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

dantelanlasana
gozyasim25
mankenarda
dantelciyim
sevgicennetiniz
dadaskentli
bizimdinimiz
dinimizveislam
Aşk Sözleri
güzel sözler