Erzurum sevdasi

28/8/2007 - FIKRALAR

YABANCI ADAM

Küçük afacan, mutfakta yemek pişiren annesinin yanına koştu:
- Anne, anne bakıcım yatağında yabancı bir adamla yatıyor. Hem de çırılçıplak. Deme oğlum, feci bir şey bu! Çocuk kahkahayı bastı:
- Kandırdım seni anne. O adam yabacı değil, babam

HURDAN NENE

Çeşitli hastalıklar, kazalar geçirmiş, bir gözünü kaybetmiş, romatizmadan beli bükülmüş, parmakları çarpılmış olduğundan mahalleli bu yetmişlik ihtiyara Hurda Nene adını takmıştı. Rahmetli o haliyle bile herkesle şakalamayı, espri yapmayı severdi.

Hastalanmış ,hastaneye kaldırılmıştı. Sabahleyini, nabzını ve ateşini kontrol eden doktor der ki:
-Teyze maşallah çok iyisin. Nabız normal, ateş de yok. Vücut sıcaklığın 37 derece.
-Tohtor beğ oğlum, der Nene, bir türli ıssınamirem. Soyuhdan donirem. sen o otuz yedi dereceyi kırka elliye çıkart. Ücreti mühüm değil.

 

ELEYSE NİYE DURDUN

Erzurum'lu bir hanım telaşla koşarak belediye otobüsünü durdurmaya uğraşıyor. Halk ıslıklıyor. Şoför acı bir frenle duruyor.
Kadın:
-Gardaş bu otubus İlice'ye gidir mi?
Şoförün canı burnunda, araba dolu, zor durmuş, kızgınlıkla
-Heyir baci, getmez!
Kadın:
-Vış! eleyse niye durdun!

ELBET

Gürcükapıda sıra sıra müşteri bekleyen faytonlardan birine kibar bir adam yanaşarak faytoncuyan "binebilir miyim" diye sorunca faytoncu:
-Helbetde binebülürsen, dedikten sonra kendi kendine söylenmeye başlar:
-"Vola bu dünyada da ne tevür adamlar var; hem para verir hem de binebülürmiyem diye sorir. Sormiya ne lüzüm, parasıni verdıhdan sonra teyyariya bile binebülürsen

 

AYAHLARAN

Küçük evinin bir odasında torunuyla oturan yaşlı kadın, evin diğer müştemilatını kiraya verecekti. Bakmaya gelenlere evini şöyle meth ediyordu:
-Bah ayahlaran burasi bir sofa, anburada iki ufah oda var. Anburada da ayahyoli. Ayahlaran, bah hepsi ağzın içinde....

VALİ

Bir Mülkiye müfettişi doğuya teftişe giderken ihtiyar bir Erzurum'lu köylüye misafir olmuştu. Sohbet sırasında sordu:
-Baba, memlekette kaç vali gördün?
-On, onbeş vali hetirimdedir...
-Peki bunlardan kaçı hizmet etti, kaçından memnunsunuz?
-Allah geni geni rehmet etsin, Mustafa Paşa'dan çoh memnunduh!
-Bu Mustafa Paşa ne hizmetler etti ki onbeş valinin içinde ona rahmet okudun?
-Beg, o vali Erzürüm'e varmadan yoldayken vefat etmişdi. Gerisini sen anna

CAFE AĞA

Erzurum Belediyesinin kuruluş yıllarında fahri olarak her işe koşuşturan Cafer Ağa'nın bu gayretkeşliğini ödüllendirmek için Ankara'ya gidecek heyete onu da yazmışlar.
Cafer Ağa bu haberden çok memnun olmuş. Öyle ya ekabir-i memleketten olmasa heyete adını yazarlar mı?
Cafer Ağa o akşam eve hergünkünden farklı bir havayla gelince hanımı merak edip sormuş:
-Cefer, o gözel sufatın niye ele töhmüş, mosolun asmışsan, bişeye mi sinirlendin?
-Ben sinirlenmim kim sinirlensin! Bıhdım usandım. Sohahlar mi temizlenecah, gel Cefer Ağa, çölpühler mi payhlanacah, gel Cefer Ağa. Şindi de Engere'de hökümatın işi bozulmuş, gel Cefer Ağa!

BOY KÖYNEĞİ

Seks filmleri furyasında Erzurumlu kadınlar çeşme başında konuşuyorlar : 
-Vıışşşş Sinamaci Möhettinin gözi kor ola.. Herif  eve gelir gözleri 
dönmüş.. Vallah sandıhda boy köynegim galmadi !
-He anam he bizimki de ele....

SUÇUMUZ NE

Tebrizkapı'da kaldırıma yaslanarak zorla durabilen kamyonu görünce Trafik Polisi hemen yanaştı:
-Hoop hemşerim, burada durmak yasak!
-Aman terpetme gurban olim, frennerim dutmir.
-Senin farların da kırık?
-Mehellenin pijleri...
-Silecekler de yok?!
-Vış, ahan ben de yeni gördüm.
-Ehliyet ruhsat lütfen.
-Vallah rühset yok, ne yalan diyim. Ehliyet de emim de.
-Peki, sana elli lira ceza yazıyorum.
-Gurban olim polis bey, ahan vermesine verah da, suçumuz ne?

İKİ POHLİ YUMURTA

Vali Erzurum'un köylerini ziyarete gidiyor. Bir köyde kendisine bolca yumurta kayganası ikram ediliyor. Vali çok memnun oluyor ve
nezaket icabı şöyle diyor:
-Muhtar ne zahmet etmişsin, bu kayganaya gerek yoktu, ayran yeterdi..
Muhtar:
-Ne zehmeti vali beg, içine tükürim, iki pohli yumurta, ne gıymeti, afiyet olsun
..

BENNAM DAĞLAR

Erzurum’un en yüksek dağları  hangisidir,  yazılı sorusuna bir öðrenci  “bennam  dağları“ 
 cevabını yazmıştı. Öðretmen sınıfta çocuğu  kaldırıp sordu :
 
-Oğlum nereden çıkardın  Bennam dağlarını?

Erzurumlu  olmayan öğrenci mahcup bir edayla : 
-Öðretmenim, soruyu bilmeyince yanımdakine sordum “BENNAM“ diye cevap verdi.

BEDİRA

Radyo yeni icat edilmişti. Köyün birinde evdeki radyoya büyük hoperlörlerden
birini bağlayıp dış duvara asmışlardı. Oradan geçen köylü  çalan müziği
dinlemiş dinlemiş  hayretle:
-İcatta icat gardaş, bedira da gonişir!

BU BİR NUTUKDUR

Pasinlerin kurtuluşunda Belediye Baskanvekili Sabih Pasin  heyecanlı bir nutuk çekiyor :
-Ermeniler saldırdi, ahan bu ot yığınlarına kadar geldiler, biz 

saldıranda da ano çeşmenin yanından kaşdı cannarıni zor gulturdular.
Nutku dinleyen ve o günleri yaşamış yaşlı bir kadın itiraz edip:
-Ola Sebih atma atma.. Sen ne annadirsan, sen o günleri gördün mü ki, diye sorar.
Buna sinirlenen Başkanvekili
- Pohh yeme Behile, bu bir nutuktur! Ne söyler 
söylerem.!

VIŞŞŞ SENE NEE

Trafik lambaları şehre yeni konulmuş.Trafik polisi kırmızı ışıkta geçen teyzeyi durdurur:
-Teyze teyze dur nereye gidiyorsun?
Vışşşş devamsız, sene ne? Eltimgile gidirem, erimin de heberi var!

FARZET Kİ

Erzurum’da   birisi  tanıdık bir köylü dostuna misafirliğe gider. Ev
sahibi izzet ikramda bulunur. Yemekten sonra misafirin önüne bir kalbur yer
elması getirir. Bu kadar çok ikramdan mahcup olan misafir :
-Ağa ne zehmet ettin, bunlara ne lüzum vardi, deyince, köylü:
- Ne zehmeti efendi farzet ki müsürlüge töhmüşem öküzler yiyir !

NE TİLKİSİ

Tebrizkapı civarında bir camide müezzinlik yapan Emin Hafiz, darlandıkça uydurduğu firkete ile yardım kasasından kağıt paraları aşırmaktadır.
İmam Efendi, kasadan sürekli bozuk para çıkmasına bir anlam veremez ve işi kolaçan ettiğinde durumu anlar. Münasip bir lisanla bunu Emin Hafiz'e söyler:
-Hafiz, diyirem ecep bu kasaynan bir tilki mi oynir?
Tilkiliği kendine yediremeyen Emin Hafiz, elini yumruk yapıp göğsüne vura vura:
-Ne tilkisi Hocam, bu aslan bu aslan

İT GIRHIRAM

Eskiden İstanbul'dan Erzurum'a Trabzon üzeri vapurla gelinirdi. Trabzon'dan otobüse binene yolcular Aşkale'de araba bozulduğu için uzun bir beklemeye girmişlerdi. İstanbullu bir yolcu fırsattan istifade berbere girmiş traş oluyordu. Bu arada biri kafasını dükkana uzatıp:
-Yusuf emi neyidirsen?
-Neyidim oğul, ahşama geddin it gırhiram!

YOLCİ

Saf bir Erzurum'lu şehirlerarası otobüs yolculuğu yaparken mola yerinde otobüsünü şaşırmıştı. Anonsu duyunca kalkmakta olan otobüsten içeri dalıp seslendi:
-Dadaşlar hele bir bahın ben bu otobusun yolçusu miyam

DALIMIZ GIZSIN

Erzurumlu cehennemi boylamıştır ama şikayetçi değildir. Hatta memnundur. Kapıyı sık sık açan ve açık bırakanlara rica eder:
-Aman, nevolur kapıyi mökkem örtün de bir dalımız gızsın.

BEN DİYİREM

Tortum'un köylerinden birine Kaymakam bir köprü yaptırır. Ancak köprü biraz alçak olduğu için buradan geçen eşeklerin kulaklarına sürtünür.
Tortumlu da eline bir bıçak alarak eşeğin kulağının sürtündüğü yerleri oymaya başlar. Tam bu sırada Kaymakam yanına gelir ve niye köprüyü oyduğunu sorar. Tortumlu da eşeğinin kulakları sürttüğü için bunu yaptığını söyleyince Kaymakam:
-Köprüyü oyacağına eşeğin ayaklarına gelen yeri kazısana,der. Tortumlu şöyle bir bakar:
-Bir de ohumuş adamsan Gaymagam beg, ben diyirem gulahlari... sen diyirsen ayahlari

ENDÜRDÜÜÜÜZ

Tortum köylerinden birinde yatsı namazını on rekat kılıyorlarmış. Bağ bahçe işlerinde yorulduklarından bu bile fazla geldiğinden on rekatı daha aşağı indirmek için Müftüye bir heyet gönderirler. Köylüler derdini anlatır ama Müftünün cevabı açıktır:
-On rekattan başka üç rekat da vitr-i vacip kılacaksınız. Aşağısı hiç olmaz.
Heyet köye dönerken köylüler de hayırlı bir haber almak için mezalığın yanına kadar gelmişlerdir. İçlerinden biri heyet uzaktan bağırı:
-Endürdüüüüüz?!
-Poh endürdüh, üçde fıtrifıcır kılacayuh

EHMED

Bir zamanlar yol vergisi vardı. Ya yol vergisi vereceksin ya da yol işinde çalışacaksın. İki Tortumlu hem vergi verememiş hem de işten kaçmışlardı ki yolda jandarmayla karşılaştılar.
-Dipkoçanızi verin bahim!
-Yohdur.
-Adın ne?
Tortumlu, arkadaşının gözlerine bakıp bir işaret verdi. Adlarını da söylemezlerse kurtulacaklardı.
-Ola benüm adım neydi Memmed?
-Ben ne bülim Ehmed!

EŞŞEGİ BÜLİRSİN

Her yıl dünyanın bir bölgesini gezmeyi adet edinen Tortumlu, dönüşünde de gördüklerini etrafına anlatırdı.
-Memmet, bu sene nereye getdün?
-Efrikiye.
-Eeee?
-Orada safari yapduh.
-Ula safari nedür?
-Çeşüt çeşüt yaban hayvani vurduh da!
-Ya sen ne vurdun?
-Zürafa vurdum.
-Ula zürafa nedür?
-Eşşegi bülirsin?
-Hee.
-Onun ayahlari iki metre, boyni iki metre olani.
-Başga?
-Kergedan vurdum.
-Ula o nedir?
-Eşşegi bülirsin?
-Hee.
-Ondan üş teneyi birleşdirirsin burnuna da bir tikinti yapirsin, o.
-Başga?
-Piton vurdum.
-Piton ne ki?
-Eşşegi bülirsin?
-Hee.
-Şeyini de bülirsin?
-Helbe.
-Onun dört metre olani. Ama eşşeg yoh!

TUT SATİRAM

Tortumlu'nun biri eşeğe yüklediği dutu    "batmanı 2.5" diye bağırarak satıyordu.Biri  kulağına eğilip "kilosu gaça" diyende:
-Niye baba ele egilib gulağıma fısıldirsan, hoç esgeriye mevzeri satmiram; tut satiram

HEÇ BELLİM OLMAZ

Tortum'lu iki kardeş, yan köyden kız kaçırmış, kendi köylerine dönüyorlardı. Arazi malum patika! Büyük kardeş önde kız ortada küçük kardeş arkada. Kız hangi kardeşe kaçırıldığını merak edip arkadaki küçüğe yanaştı ve sordu:
-Bahasan beni hangüze kaçırdıııız?
Küçük kardeş şöyle bir bıyıklarını burduktan sonra :
-Orası heç bellim olmaz! Hele bir eva gidah!

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

dantelanlasana
gozyasim25
mankenarda
dantelciyim
sevgicennetiniz
dadaskentli
bizimdinimiz
dinimizveislam
Aşk Sözleri
güzel sözler