Tahtacılardan aşşaği gelirem Düşinirem gara gara Bir elim cebimde, öbüründe cigara At arabasi gidir önümde.. Soğan yükli Yer çelpesik çamır Köşeyi döndüm, O'ni gördüm At arabasının önünden geçti Bene bahdi Off...Gözleri ela, sanki yanir Ele tikildim galdım, ağzım açıh Herhal beni deli sanir Durdum galdım, dizlerim titirir Bir ösgürdüm, bir ösgürdüm... Az galdi bogulim, O'na gurban olim Anasinin yaninda gidir, cump cump Benim yüregim vurir gümp,gümp Ne oldi bene, heç anlamadım Onnar gidir ben gidirem, peşlerini bırahamiram Epey gettiler, bir fıhereye para verdiler Neden sonra bir evden içeri girdiler Ben galdım gapıde... Içeri giremirem, ele üşirem ele üşirem Ceryan diregine dayaniram O ince yagmur... Yağdi yağdi yağdi Ben de direginen beraber paslandım... Ondan sonra her gün oraya getdim O gözlerin yüzünden işi mişi terkettim Gece ahlıma gelir, gahiram... Sağıma-soluma bahiram yoh. Sonra yatiram... Elma bile yerken, gırmızısıni O'na verim diyirem Ele içim yanir, ele içim yanir ki, mantis gibi Durmandan çay içirem Bazen evde tek galiram... Oturiram bir ey ağliram sonra Ne olacah bu halim, ben neydim diye Vele hevle çekirem Yüzüme degil de, gülirler dalıma (sırtıma) Ben de hayret edirem gendi halıma Sen neye üzülirsen, o senin neyin diyirem... Gene en çok O'ni düşünirem Bizim orada bi'tane gehve var Sandalyeleri odundan, uzunca, ama dar
Arada bir gidirem, çay içirem... Bir emi var orda, gapiya yahın oturir. Elindeki cigarayi bele çekir, çekir savurir Eski herif yaşli... Saçlari tökülmüs, enli gaşli... Bir gün: Selam verdim otudum yanına Boğuldum, içtigi cigaranın dumanına... Dedim emmi gusura galma İster beni mehele(ciddiye) al ister alma Durum bele bele, gidir görirem Gece-gündüz oni düşünirem, ölirem Söyle yavaş yavaş döndi, yüzüme bahdi Kısdikten(sigara izmariti) yeni bir cigara daha yahdi Dumanini çekti içine, sonra dişari savurdi Kistigi galdırdi hersinen (sinrlenerek) yere vurdi Sandalyeden doğruldi, bir daha oturdi Eyvah ogul sen getmişsen, sen ölmüşsen... Bu gara sevdaya benzir b.... yemişsen İster gül, ister ağla heç farketmez Oni alsan da, almasan da bu derdin bitmez Ne diyim ele zor ki, anlatmah Yaşarken sararıp, galharken boşluga bakmah Ne etsen, ne yapsan derdin bitmez Canın bedebde iken, ahlın kar etmez Allah vere helal süt emmiş ola Yohsa yandın gettin, hayatın mahfola Beni de benden alan bu dert idi Korolacah gözlerin, o gözleri niye gördü ki İçimi yahdın, Allah sabir vere Bu gayfede sene de bi sandalye düşe Bol bol ağla, için açılır dedi... Boynuni büyhdi, gafasini salladi, getti Galdım masada bir başıma Neden sonra garson tikildi garşima Birşeyler öğrenip yapsaydım bari Hesabi ödedim, çıhdım dişari... Ellerim cebimde, düşünirem gara gara Heç düşmez oldi dodağımdan cigara O gün oldi, bugün oldi hele düşünirem Bu ne zor derdimiş Oni görsem de, oni görmesem de ölirem
SENİ ELE SEVİREMKİ
Seni ele seviremki!.. Diyirsen ki, niye? Ne bilim, işde ele! Seni görende bir hoş oliiiir, olir ölirem Ahşam olir, davar, nahır, mal gelir Komlar, ahırlar dolir Sayiram sayiram biri esgik Bi daha sayiram Bi de bahiram ki tamam Ama üzülirem; Çünki sen gelmirsen Diyacahsan niye? Bennam, işde ele! Yassi olir; Sekide eymek yiyecağam Civil lavaşi dürüm edir, tam kıtliram Sen ahlıma gelirsen, yiyemirem Sen ahlıma gelirsen, boğazımda dügümlenir Gene diyirsenki, niye? İşde ele... Anam örtüleri sarir... Gendi gendime yiyirem. O da gidir, külli biçare galiram. Gözlerim süzilir, uyuyacağam, uyuyamiram. Gafam garişir yüreğim sıhışir,yatamiram. Gene diyisen niye? İşte ele...
Guşluğa doğri daliram. Hayal, hülya görirem, sanki yanımdasan Sevinir ele bir hoş oliram Bir de ayıliram ki, yasdığa sarılmışam Diyecahsan, niye? Amaan işde ele... Sabah olir, horozlar ötir, gün doğir Galhiram, tavuklara, culuhlara yem verirem Culuhlari (hindileri) dutir dutir öpirem; Onları bile sene benzedirem Saggın deme niye Ne bilim, işde ele... Gün gibi gelir, ay gibi gidirsen. Beni yiye yiye bitirirsen Hep ömrümden götirirsen. Seni sevdiğimi de çoh ey bilirsen. Diyirsen ki niye? Bilirsen işde ele Babam beni gapıya (sokağa) goymir diyirsen Ey halt yiyirsen Gomşulara, emin, ezen (teyze), bibin (hala) gile gidirsen Madem ele çıh cama, tırhıca gel Yüzün görim, bu da bene yeter Saggın deme niye? Ne bilim... İşde ele...
SEN DE DİYACAHSAN BENDE HERİFEM
Sabahdan çıhir da işe gidirsen Bilimirem ne edir, neler edirsen Herkes er gelse de, sen geç gelirsen Sen de diyacahsan ben de herifem Gelir yiyir, içir hemen yatirsan Nanca sahlasam da göze batirsan Bir de utanmadan çalım satirsan Sen de diyacahsan ben de herifem Çoluh çocuh yüzün haftada görir "Babam nerde" diye meleşir, sorir Bunca ilgisizlik gafami yorir Sen de diyacahsan ben de herifem Herkesin evinde eşyanın türi Bilirsen, bizimki başından guri Aşşıği yuduzdun, galdı mi çuri Sen de diyacahsan ben de herifem Otel mi sanirsan, burası evin Ayağın gır, otur bizinen, sevin O ki gazanmışsan, bahmah görevin Sen de diyacahsan ben de herifem Ne dügün bilirıh, ne de seyrani Yahının, hısımın, dostların hani Boş mu buldun, dolanirsan meydani Sen de diyacahsan ben de herifem Yetmir getirdigin eymegin, aşın Bizden niye gaçir, gizlirsen başın Ev bezginleri mi, senin yoldaşın Sen de diyacahsan ben de herifem Gece ahlıma gelir, gahiram... Ahlın başan topla, bize sahap çıh Ey gezdin dolandın, bıhmadıysan bıh Bilirsen sen bize, biz sene layıh Sen de diyacahsan ben de herifem
SESLİREM
Ey güzel hemşehrim, canım ciğerim Arhadaşım, emim, dayım, yegenim Sana candan selam, gönülden hörmet Sen içimdeki gurbet, yüregimdeki hasret Sene gurban olim, ögünde ölim; Seslirem ya gah geeel, ya gahim gelim
İster herif(erkek) ol, ister esgetek(kadın) İster ehtiyar ol, istersen bebek Sen anam, sen bacım, sen gardaşım Sene gurban olim, ögünde ölim; Seslirem ya gah geeel, ya gahim gelim
Eller bene beg, efendi demiş, e nedim Senin "ola" diyişin isdirem Sen bir yanda, ben bir yanda ey degil Bir arada olah diye seslirem Sene gurban olim, ögünde ölim; Seslirem ya gah geeel, ya gahim gelim
Sen bensen, ben de senem, biz el olamazıh Eger uzah galırsah, bize çoh yazıh Seni ne gettin(kadar) sevdigimi bilirsen Çünkü sen Erzurumsan, Erzurumlusan Sene gurban olim, ögünde ölim; Seslirem ya gah geeel, ya gahim gelim
GEL DADAŞ SOHBET EDELİM
Gel dadaş seninle sohbet eyliyek Ben söylim, sen dinle, yanlışsa düzelt Eğri otursan da doğru bir söz et He dadaş, he gardaş, de hele bene, Sen bu İstanbul'a ne diye geldin Çengelköy, Bebek'te yalın mi vardi Taksim, Osmanbey'de hanın mi vardi Yohsa dadaş, Allah ahlın mi aldi He dadaş, he gardaş, de hele bene, Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
Kotran demirlemiş seni mi beyhler Heç sene düşer mi yağma börekler Bu goşuş, hay hengam, bu beyhlemeler Çarşi, bazar, vitrinler, derden dert eyhler He dadaş, he gardaş, de hele bene, Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
Boğaz sırtlarında arazin mi var Hileli dartacah terazin mi var Çoluh çoçuğuna garazın mi var He dadaş, he gardaş, de hele bene, Sen bu İstanbul'a ne diye geldin Denize açılıp yatta mi yatdın Sen bu İstanbul'un ne zevkin tattın Ey gafil dadaşım, battıhca battın He dadaş, he gardaş, de hele bene, Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
Zifir garanlıhda işen gidersen Trenler bir mahşer, vapur cendere Otobüsü, minibüsü gör hele Bostanci neresi, Topgapi nere Ey dadaş, ey gardaş de peki hele Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
İlice'de* çadır gurmuş, yatirdin Semavarın fokur fokur gaynardi Bar dutardın, her bir zerren oynardi Şanın itibarın, paran da vardi Ey dadaş, ey gardaş de peki hele Sen bu İstanbul'a ne diye geldin (*Ilıca, Erzurum'un ilçelerinden birisidir)
ERZURUM'DA KIŞ
Şimdi Erzurum'da her yer bembeyaz Karbeyaz örtüyü çekmiş üstüne Palandökenlerden kopar bir ayaz Savrulur ovanın, bağın üstüne
Erzurum'da karlar bar oynar, düşer Bir beyaz halıyı döşer de döşer Davul vurur, zurna çalar, çığ düşer Erzurum'un yolu, izi üstüne
Ova, çarşaf gibi, kardan bir deniz Köyler bu denizde yüzen gemiler Biner kızaklara dalar gideriz Tozakların, dalgaların üstüne
Erzurum'un tarihini yazsınlar Bu kalemle, kar defterin üstüne Karskapı'da bir çukura kazsınlar* Şadi diye Kamber taşı üstüne
*Karskapı'da Asri Mezarlık bulunmaktadır
Evleri var idi, toprahli baca Mantıs derdiler dört köşe saca Gündüzi gündüz idi, gecesi gece Hasta görmeye gelen gomşulari özledim Damlarında loğ daşıni İçindeki tandır başıni Pstil çullamasi, kesme aşıni Paytonuni, hızzegini, zankasıni özledim Odası var idi, seki gibi Dolu idi her yeri, köşesi, dibi Bıyıklar buz dutardi, eserdi tipi Gar'ıni, buzuni, gışıni göresdim Gıranata, zilli definen olurdi dügün Sobanın üstünde gaynardi gügüm İftar topunda patlardi ödüm Zöhörde davul, illah da horozun sesini özledim
CANIM ERZURUM
Kışı soğuk olur, yazları serin, Dereleri çağlar; durgun hem derin, Cennetten nişandır, her karış yerin, Mesire diyarı… Canım Erzurum.
Erzurumlu Emrah, Mevlüt İhsânî, Ruhânî, Nihânî, Yaşar Reyhânî, Hak âşığı oldu; Baba Sümmânî, Âşıklar diyârı… Canım Erzurum.
Abdurrahman Gazi, Habib Babası, Uğrayanlar alır, hayır duası, Aziziye oldu şehit tabyası, Tabyalar diyarı… Canım Erzurum
Kızları hünerli; açar yufkayı, Kadayıftan yapar; güzel dolmayı, İkindi zamanı, semaver çayı, Bir sohbet diyârı… Canım Erzurum
Dabakane ile cennet çeşmesi, Hangisini sayam çoktur içmesi, Hakkın kudretiyle akar cümlesi, Çeşmeler diyarı... Canım Erzurum
Dostunu dost bilir, geçerler candan, İkramı sunarlar, ayrandan baldan, Sakınmaz gözünü budaktan, daldan, Yiğitler diyârı… Canım Erzurum
Güldalı ününü; saymakla bitmez, Bizim hafızamız; bu işe yetmez, Dualı şehirdir; nâmı hiç yitmez, Allaha emanet… Canım Erzurum.
Yüzüme çok gülerler; yüzde yüzü yalandır Menfaat kaygısıdır hepsi, filân falandır Âlemin göz diktiği cebinde son kalandır Cebin delikse eğer vermezler bir yudum su Aldırma adam sen de hepsi geçer, dünya bu
Herkes ısınır sana mangalın dolu korken Hısım akraba çoktur kazanın kaynıyorken Dostların yüzü güler maymunun oynuyorken Hakikî dost ararsan ne o, ne bu, ne de şu Aldırma adam sen de hepsi geçer, dünya bu
Düşenin dostu olmaz: bir yol düş de görürsün O zaman dostları sen ancak düşte görürsün Tatlı hülyanın sonu budur işte, görürsün Hiçbirinin aslı yok, her şey fanî bakî hu Aldırma adam sen de hepsi geçer, dünya bu
Gölü deniz zannettik, ince bir suyu Tuna Kardeş, arkadaş diye çok kandık şuna buna Meğer güzel yılları harcamışız boşuna Yazık ki giden gençlik gelmez geriye tuuu Aldırma adam sen de hepsi geçer, dünya bu!
Bak bugün her tarafta esen rüzgâr sam oldu Her yer tutuştu, yandı, neşeler hep gam oldu Medenî Avrupalı değişti, yamyam oldu Deme Bu ne sakat iş? Ne çılgınlık bu yahu? Aldırma adam sen de hepsi geçer, dünya bu
CAN ERZURUM CAN
Can Erzurum Can Kurtulduğumuz gündür bu gün Allah Allah sesleri yükseliyor Dadaşlar diyarından Yürekler bir bütün olmuş Tek damardan akıyor kan
Gün bu gün an bu an Bu gün senin günündür Can Erzurum Can
Dadaş yay gibidir Gerilmeye gelmez Bir kez şaha kalkarsa Dur durak dinlemez Ezer çıbanın başını Yaraları büyütmez
Gün bu gün an bu an Bu gün senin günündür Can Erzurum Can
Dadaşım tutuşmuş el ele Vermiş omuz omuza Kurtuluşunu kutluyor Büyük bir ihtişamla Baş barı oynanıyor Yine havuz başında
Gün bu gün an bu an Bu gün senin günündür Can Erzurum CanBEN DADASIMMertlik denildi mi ben gelirim akla Mekânım Erzurum, Erzurum yayla... Yiğitten yiğidim erden de âlâ
Ben Erzurumluyum, dadaşım dadaş! Palandöken kadar yücedir bu baş.
Palandöken gibi başım dumanlı Yayla çocuğuyum, mert delikanlı Ben ölümden korkmayan, ben dokuz canlı
Ben Erzurumluyum, dadaşım dadaş! Kalleşe düşmanım, mazluma yoldaş.
Davul-zurna sesi nabız atışım Harbi hatırlatır o bar tutuşum Hırçın rûhum gibi sertçedir kışım
Ben Erzurumluyum, dadaşım dadaş! Benim ile oyun olmaz arkadaş.
Dünyaya hükmeden dirâyet bende Şecaat, basîret, ferâset bende Ben mert oğlu merdim, hâmiyyet bende
Ben Erzurumluyum, dadaşım dadaş! Hem gönül ehliyim, hem ehl-i sırdaş.
Ben Erzurumluyum, dadaşım dadaş! Canım yine ister kutlu bir savaş.
Ben, çatma kaş, şahin bakışlı dadaş Ben kefeni kanla nakışlı dadaş Ben, tarihten daha da yaşlı dadaş
Ben, Erzurumluyum, dadaşım dadaş! Dadaş demek, büyük demektir gardaş.
Doru at üstünde bir babayiğit Gözler çakmak çakmak, elinde cirit Fır döner meydanda aslan mücahit!...
O, Erzurumludur, dadaştır dadaş!... Bu CAN da dadaştır, bilesin adaş. BEM ERZURUMLUYUMHayatta kaygısız yaşarım senim Süt rengi ovalar yaylalar benim İlham verir bana palandökenim Ben Erzurumluyum Erzurumluyum
Baba yadigârı posu belimde Altımda yağız at cirit elimde Serhat türküleri coşar dilimde Ben Erzurumluyum Erzurumluyum
Yiğitlik dendi mi yücelir başım Erzurum dendi mi diner gözyaşım Ey sağdıcım kirvem yiğit dadaşım Ben Erzurumluyum Erzurumluyum
Ceddim tarihleşmiş Oğuz soyunda Çok kılıç salladık sinir boyunda Dökülmüş kanımız var tuna suyunda Ben Erzurumluyum Erzurumluyum
Çavgin sular gibi akarım duru Marifetnameden aldım desturu İmanın ihlâsın gönlümde nuru Ben Erzurumluyum Erzurumluyum
Aldım ilhamımı ulu tekbirden Mana dolusunu içmişim pirden Sevkim coşar gelir Çattan İspirden Ben Erzurumluyum Erzurumluyum
Gezde Senkayayim gözde Dumluyum O ki Pasinlerde şifalı suyum Hınıs, Tekman, Narmanlı, Tortumluyum Ben Erzurumluyum ErzurumluyumBİR DESTANDIR ŞEHRİNBir şehir var yaylada, tey yücelerde; Karlı dağlara sırtını, gönlünü bir garip Sevdaya vermis Esen rüzgarları hudutsuz, Uçan kusları hürriyet dermiş Bembeyaz sabrına bürünüp, ovaların, Dağlarınca heybetli, yıldızlarınca umutlu, Bir eli tüfeginde, bir eli şakağında Hudut beklermiş tabya başında Kapılarından akmış kervanlar oluk oluk İpek yüklü, bahar yüklü, Hind'in Yemen'in kervanları Erzurum, Van - Erzurum, Van Diye ötermiş çanları Maniler yakılmış, Erzurum ekin ekin Türküler koşulmuş Erzurum çarsı pazar Sen ağlama demiş canikom, Kirpiklerin ıslanır Ben ağlim ki, deli gönül uslanir Bile yazılmış kaderi yiğidiyle toprağım Bir soluk dinlenmeden didinmişler, durmuşlar Felegi hicveylemiş Nef'i, kayalar misali Sularınca ah çekip yollara düşmüş Emrah Yıllarca dertli Kerem, Aslı'nın peşinde Dağ degil, Palandöken göz dağıdır Yücesine kurulmuş camileri seslenir Duasında mümindir Çifte Minareler Üç Kümbetler masalda Selçuk'un üç dilberi Şahlanan bir gururdur, beri yanda Aziziye Sanatin çiçek açan bahçesi, Yakutiye Hele dadaş, adan gurban Ufaktan bir türkü çaldır, Hasret yüklü sesinle Yaz gelende çıkarlar mı Yayla Başına Semaverler tütende çermik yolunda, Al-yeşil giyinir, allanır mı tazeler Kaytan bıyıkli dadaşlar, kolkola mi gezerler Davul-zurna küte küt nabızlarimda vurur bazı At oynatmak diler gönül, bir cirit meydanında Düşlerimde her gece su içerim Yazıcı'dan Anam bazı Nenehatun, ben Erzurum dadaşı Bir şehir var yaylada Bulutlara deger başı Gönlümde sevdanın dumanı tüter Rüzgarları hudutsuz Uçan kuşları hürriyet, hürriyet diye öter ESARETTEN SEVGİLİYE MEKTUP
Bugün aylardan çarşamba , günlerden haziran sevgilim. Bininci yıl savaşlarında düşmana esir düşen bedenimi Her gelen dakika seni düşünen yüreğimle Ayakta tutmaya çalışıyorum. Penceresi az rutubeti bol düşman zindanlarında Kubur farelerinden başka canlı yüzü göstermiyorlar bize. Yüzleri maskeli , Yürekleri demir , Elleri sopalı adamlar Gün dönümlerinde gelip Dayanıklı kemiklerimiz üzerinde Sabırla asırlarca süren deneyler yapıyorlar... Sonra üşüyorum hafiften... Ne zaman ki gözlerim kararıyor Ve her yanımı sıtmasal bir titreme sarıyor Hemen seni düşünüyorum. Nem bağlamış duvarların arasından Yeni bir gün gibi ısıtıyorsun gözlerimi; Olmadığın bu yerde sana dokunup Nefes almak heyecanı sarıyor her yanımı... Sonra .... Sonra harabeye dönmüş ellerimle dağıtıyorum hayallerimi. İnsanlığımdan utandığım bu yerde olabilme ihtimalinden ürküp Şimdi nerede olduğunu bilmediğim o yere gönderiyorum seni... Bir anlık aşkla parlayan gözlerim Asırlık bir telaşla kararıyor birden. Savaş meydanında açılmış alalade bir çukur gibi kapanıyorum üstüme...
Bugün aylardan esaret , günlerden zindan sevgilim... Ellerimi senin yerine paslı prangalar sarıyor; Sensizlik ölüm gibi tüketiyor benliğimi Ve dayanılmaz ağrılar türüyor yüreğimde. Hayatta olup sana dokunamamanın utancı Her geçen dakika artıyor sevgilim... Seni sevebilme gücünün verdiği arzuyla Islak dudaklarından özlemle öpüyorum; Sevgiler Karanlıktan gülen adam....
ERZURUM
Karakış, zemheri sende Erzurum Sevdan çok yücedir bende Erzurum Gurbeti bitirdim yüz sürdüm sana Türküdür her dilde, telde Erzurum
Savaşta hançeri vurur Erzurum On iki Mart günü gurur Erzurum Diyar-ı Dadaştır tüm yüreklerde Her daim başı dik durur Erzurum
Tarım, hayvancılık varın Erzurum Misafirperverdir halkın Erzurum Gelenek, görenek baş tacı sende Saygı, sevgi, hürmet arın Erzurum
Aç değildir gözün toktur Erzurum Özlemim gurbette çoktur Erzurum Şan, şeref, haysiyet taşırız kalpte Sende yalan, dolan yoktur Erzurum
Suyu soğuk yaylaların Erzurum Çok heybetli tabyaların Erzurum Nur içinde yatsın aziz şehitler, Ulu Nene Hatun’ların Erzurum
Damarda dolaşan kanım Erzurum Sen alın yazımsın canım Erzurum Kaldırımlarında yorgun ayaklar Sağım, solum, dört bir yanım Erzurum
Şimdi dağlarında güller Erzurum Güllere hasret bülbüller Erzurum Götürün köyüme ölürsem beni Gayri anam figan eder Erzurum
Yavuzer, Ergani telde Erzurum Hem Mevlüt İhsani sende Erzurum Vatanın güzide ozan diyarı Sümmani, Reyhani sende Erzurum
Davut’ta bağrında yaşar Erzurum Sevinci göğsünden taşar Erzurum Layık süper lige futbol takımın Coştur hep bizleri başar Erzurum
KOŞMA
Geldi geçti bir Reyhani, Gören olmaz Erzurum'da. Kara taştaki mercanı, Kıran olmaz Erzurum'da.
Can emanet veren alır. Ecel görünmezken gelir Mezarım gurbette kalır Soran olmaz Erzurum'da.
Erbab-ı mana çarkına Gör kemali aşk arkına Emrahlar geçer, farkına Varan olmaz Erzurum'da.
Mezar olur beden beden Sesleri gelmiyor neden Mâna derken onikiden, Vuran olmaz Erzurum'da.
Havada yumurtlar huma, Kim der vebali boynuma Sazcı derler tabutuma, Giren olmaz Erzurum'da
Abide yaptılar kimi, Reyhani dinle vasfımı Benim ise mazarımı Ören olmaz Erzurum'da.
İklimi güzel, insanı özel Erzurum
Erzurum ili bir başkadır. Dadaşın dili, gönlü aşktadır. Kar bile aşıktır sana, Mevsimden önce yağıştadır. İklimi güzel, insanı özel Erzurum
Palandöken beyaz takkesini giyer. Dimdik durur, sanırsın kıyamdadır, Ovasına beyaz halı serilir, Sanki palandöken secde edecektir. İklimi güzel, insanı özel Erzurum
Soğuktur suyu gözeden akar, İçtinmi, dişine sızı girer, yakar. Ne hararet kalır, nede serap. Şükür gerekir, nimetlerine Yarab. İklimi güzel, insanı özel Erzurum.
Yaz gelince, erir karların usul usul, Karasuyu sevince boğar bir fasıl, Koşar gider tarlasına çiftcinin vel hasıl, Yazında hoş, kışında hoş Erzurum. İklimi güzel, insanı özel Erzurum.
Baharın gelir, haber verir kardelenler. Yeşile bürünür dağ, taş, dereler. Sanırsınki ayağına halı sererler. Yazı güzel, kışı güzel Erzurum İklimi güzel, insanı özel Erzurum
Alaaddin Taşkın
Aklıma Erzurum gelir
Kar deyince aklıma Erzurum Erzurum deyince aklıma Dadaş Dadaş deyince akllıma Mertlik Mertlik deyince aklıma Halkım gelir
Geldi geçti bir REYHANİ
Aşık Reyhani Anısına
“Kırksene gözyaşı döktüm fincana; Kattım Karasu'ya aktım gidirem” diyerek önce Erzurum’dan, Pazar günü de aramızdan ayrıldı Reyhani Usta.
KOŞMA
Geldi geçti bir Reyhani, Gören olmaz Erzurum'da. Kara taştaki mercanı, Kıran olmaz Erzurum'da.
Can emanet veren alır. Ecel görünmezken gelir Mezarım gurbette kalır Soran olmaz Erzurum'da.
Erbab-ı mana çarkına Gör kemali aşk arkına Emrahlar geçer, farkına Varan olmaz Erzurum'da.
Mezar olur beden beden Sesleri gelmiyor neden Mâna derken onikiden, Vuran olmaz Erzurum'da.
Havada yumurtlar huma, Kim der vebali boynuma Sazcı derler tabutuma, Giren olmaz Erzurum'da
Abide yaptılar kimi, Reyhani dinle vasfımı Benim ise mazarımı Ören olmaz Erzurum'da.
İnsan ömrü kara benzer Erimekten kurtulamaz Sona doğru azar azar Yürümekten kurtulamaz
Gençlik açılmamış güldür İlim çağı tatlı baldır Sonu yaprak dökmüş daldır Kurumaktan kurtulamaz
Reyhani yar yara kalsa Gönül neşe ile dolsa Aslı som altından olsa Çürümekten kurtulamaz AŞIK REYHANİ
Bu şiirin hikayesi:
Hayatı 1932 yılında Hasankale'nin Alvar köyünde doğdu. Asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars'a daha sonra Erzurum'a yerleşti. Aşık Reyhani'nin çocukluğu köyünde geçti.
Reyhani, rüyasında gördü bir kıza aşık oldu. Kısa bir süre sonra da kızı kaçırdı. Birkaç ay geçmeden evliliği geçimsizliğe ve huzursuzluğa dönüştü. Bunun üzerine karısının ailesi kızlarını alarak başka biriyle evlendirdiler. Aşık Reyhani, bu dönemden sonra Dertli mahlasıyla şiirler yazmaya, türkü söylemeye başladı. Ancak bu mahlası uzun süre kullanmadan, Bayburtlu Aşık Hicrani tarafından Reyhani mahlası verildi.
Şiirleri birçok gazete, dergi ve araştırmada yaralan ve çeşitli radyo ve televizyon programlarına katılan Aşık Reyhani'nin, şiirlerinin bir bölümünü topladığı 'Alvarlı Reyhani' (1962) , 'Böyle Bağlar' (1966) , 'Kervan' (1988) ve bazı düşünce ve şiirlerinden oluşan 'Şu Tepenin Arkasında' adlı kitapları Dilaver Düzgün tarafından hazırlanan 'Aşık Yaşar Reyhani', (1997) adlı kitap bulunmaktadır..
Mezarı gurbette kaldı
Belediye başkanları ve ER-VAK’ın yoğun ısrarlarına rağmen Aşık Reyhani’nin vasiyetinin gerçekleşmesine ailesi izin vermedi. Ünlü Halk Ozanı, Erzurum’dan binlerce kilometre ötede, Bursa’da toprağa verildi.
ERZURUM MEMLEKETİM
Erzurum, memleketim, şiirim benim aşkım Zaman mekân ötesi yalnız sana müştâkım İçen göz yaşlarımı Aras yoksa Murat mı? Kararsızım yaramı sil mi? yoksa kanat mı? Erzurum’da özlemim,hasretim,umutlarım Sinmiştir toprağına soluk mutluluklarım Erzurum’da zamanı geçmişte dondurmuşlar Mekânı alçak bulup yükseğe kondurmuşlar Dar sokaklarda durur dost canlısı taş evler Korkutamaz onları yüzlerce katlı devler Yakutiye bir duygu, bir fikir,bir ütopya Aziziye çelikten yüreklerden bir tabya Çifte Minare'de göz görünmeyene bakar Geçmişine hasretle, geleceğe ümitvâr Tüm yollar Erzurum’da, kopar ufuktan sonra Kopukluk, sonu boşluk peki ya ondan sonra? Bir kopukluk görülen; bütünlük görülmeyen Yaşam bir bütündür ki ölmekle ölünmeyen Erzurum’u eziyor şimdi, zaman kadehte İnliyorken Erzurum,bütün gülmeler sahte.
(Erzurum,1992)
Yasemin Günay
YANİ GARA
Ayağında odun lalın, çoh yahışmış Tortum şalın Datli sözün senin balın, ne güzelsen yani gara Görende bir hoş oliram, seni benimsen saniram Görmeyende de ölirem, ne güzelsen yani gara Benden daha ey ohirsan, hanımlar gibi bahirsan Hamaratsan, çoh ey tohirsan, ne güzelsen yani gara Güzelligin hışır hışır, nevazil bile yahışir Sevgim de sende sıhışir, ne güzelsen yani gara Goni gomşi kötülesin, her görende hotulasın Bülbül gibi gelir sesin, ne güzelsen yani gara Huyun sordum hısımlaran, bibin demez asla gara Ama ezen senin yaran, ne güzelsen yani gara Ehram, çarşaf senin için, entarin var biçim biçim Yahışir da Allah için, ne güzelsen yani gara
Gaççik bağlirsan yazmayi, sevirsen bahçe gezmeyi Hele bacınnan azmayi, ne güzelsen yani gara Peyde çamaşır yıhirsan, çoh endazeli sıhirsan Bilirem işden de bıhirsan, ne güzelsen yani gara Huysuz baban gatlaniram, o cazi anan taniram Gardaşın gardaş saniram, ne güzelsen yani gara Tırhıci aç yüzün görim, görim de orda ölim Hele bir de benim bilim, ne güzelsen yani gara Artislere benzedirem, her vahıtda dua edirem Uyhiya sennen girirem, ne güzelsen yani gara Mevlam'dan seni dilirem, davarlar gibi melirem Vallah seni çoh sevirem, ne güzelsen yani gara